4 Ağustos 2013 Pazar

İRAN YOLCULUĞU(3)

Sabah namazımızı kılıp Gorgan'a doğru çok özel ve güzel bir otobüsle yola koyulduk. Tabî İran'a varınca saatlerin çok farklı olduğunu gördük. Saatlerimizi bir buçuk saat ileriye almak zorunda kaldık. 

İran'a dair ilk izlenimlerimiz gayet olumluydu. Hele bizi karşılamaya gelen sıcak kanlı insanlarla iletişimimizi pekiştirdikten sonra bu izlenimlerimiz daha da pekişmişti. 

Yaklaşık dört saat yol aldıktan sonra yolun kenarında kahvaltı için mola verdik. Yolda bize kimlerinin ne yemek istediği soruldu ve bize ya omlet ya da bal kaymaktan birini seçmemiz istendi. Çoğunluk omlet istemişti ve gayet güzel yapılmıştı.

Yemeğimizi yedikten sonra yol kenarında yeşillikler arasında oturup karşımızda bizi selamlayan koca ormanlık dağlara bakmaya koyulduk. Öylece muhabbetin içine dalmışken arkadan bizi çağırma seslerini duyduk. Aram aram kalktık ve arabaya doğru gittik. 

Yolda birçok fotoğraf çektim. Bunların çoğu yolun her iki tarafını saran pirinç tarlaları ve koca koca dağlardı. Pirinç demişken şöyle bir karşılaştırmayı yapamadan geçemeyeceğim. Türkiye'nin doğusunda ekmek neyse burada pirinç odur. 

Yemeğimizi yedik ve Gorgan'a doğru yola koyulduk. Yolda her durduğumuz yerde bizim fotoğrafları ve videolarımızı çekiyorlardı. Herkesin içinden eminim neden bu kadar bizi çekiyorlar düşüncesi geçmiştir. Attığımız her adım adeta kayıt altına alınıyordu. Ve belliydi ki bazı arkadaşalr bundan rahatsız olmuştu. Ama daha sonra öğrendik ki bunları programın sonunda hepimize birer hatıra olarak vereceklermiş. 


Belli bir süre yol aldıktan sonra çay ikramı oldu. Herkes dört gözle şeker ve kaşık bekliyordu. Ama daha sonra anladık ki, İran'da toz şeker kullanılmıyor. Onlar toz şeker yerine "Kand" dedikleri kıtlama şekeri kullanıyorlar. Herkes bir kıtlama şekeri aldı. Ancak herkesin zihninde bunu nasıl kullanacağız sorusu gidip geliyordu. Farklı yerlerden farklı kullanım yöntemlerini işittik. Bende ya bu Erzurumların yaptığını bizde yapalım ne olacak dedim. Dedim ama demez olaydım. Kandı dilimin altına koydum ve ilk yudumu almak için çayı ağzıma götürdüm. Yudumlamamla arabanın sallanması bir oldu ve ağzım anlatamayacağım kadar yandı. O anda bir daha burada şeker kullanmayacağıma yemin ettim. Her ne kadar daha sonra toz şeker ile de karşılaşsam da yeminimi tutup şekeri çay hayatımdan çıkardım.  


Öğleden sonra Gorgan'a vardık. Gorgan çok büyük olmamakla beraber fazla fena sayılmaz. Şehrin girişinde şehrin logosunu oluşturan modern bir burç vardı. Ona "Burc-i Gorhan" deniliyordu. Ondan beş dakika uzaklığındaki yurda vardık. Yurt dört katlı yeni yapılmış bir binaydı. En üst katına bayan arkadaşlar yerleşirken bir alt kata biz erkekler yerleştik. Ders işlediğimiz sınıflardan biri bizim dairenin hemen karşısında iken diğer sınıf bayan arkadaşların dairelerinin karşısındaydı.


Bayan arkadaşların çantalarını yukarı kata çıkardıktan sonra kendi çantalarımızı alıp kendi odalarımıza geçtik. Ben, Halil, Hasan ve Musa bir daireye geçtik. Yan daireye ise İst Edebiyattan Mustafa Abi, Sedat, Ömer ve Abdüssamet geçmişti. Dairemiz büyük bir salon ve iki orta büyüklükteki odadan oluşuyordu. Hepimiz salondaki ranzalarımızı belirledik ve dinlenmek i
çin uzanmaya çalıştık. ilk önce etrafa incelemeye, kolaçan etmeye başladık. Dairemiz amerikan tipi olduğu için mutfakta ne var ne yok diye dolabı ve rafları incelemeye koyulduk. Çok hoş ve şirin bir mutfağımız, son moderl samsung bir plazma televizyonumuz ve egzozu bozuk araba gibi ses çıkartan duvara girişmeli bir klimamız vardı. Klimayı çalıştırırken çıkardığı sesten korkup kapatıp tekrar açmıştık. 


Biraz dinlendikten sonra hepimizi aşağıya çağırdılar. ilk önce ufak bir sınava tabi tuttular. Daha sonra açılış programı için el-Mustafa Üniversitesine gideceğimizi söylediler. Sınavdan sonra hep beraber üniversiteye gittik. Üniversite fazla büyük olmamakla beraber güzel bir üniversiteydi. Dışarısı tamamen İran tezyin sanatının bir göstergesiydi. Her köşesi işlenmiş ve rengareng bir yapıya bürünmüştü. Bizi oranın en önde gelen dekanları ve büyük hocaları karşılamıştı. Kum'dan ve Tahran'dan bizim açılış programına katılmışlardı. Güzel bir açılış programını icra ettikten sonra rektör ve dekanlarla yurtta akşam yemeğini yemeğe gittik. İlk akşam yemeğimiz çok güzel bir kebap ve pilavdı. Yemeğimizi yedik ve yol yorgunluğunu üzerimizden atmak için odalarımıza çekildik. O akşam arkadaşlarla uzun bir muhabbetten sonra dinlenmeye koyulduk ve güzel bir uyku çektik.

İran'dan Selam ve Duayla...            

    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder