31 Temmuz 2013 Çarşamba

                        İRAN YOLCULUĞU(1)

İnsanoğlu yaratılış itibariyle birbirinden çok farklı olduğu için farklı kültür ve medeniyetleri ortaya koyabilmiştir. Şayet tek bir millet ve tek bir düşünce sistemine sahip olsaydı bütün bu güzel farklılıkları medeniyetin nişanesi olarak ortaya koyamazdı. İnsanın bu güzel dürtülerin ortaya koyduğu medeniyetleri görüp incelemenin en güzel yolu yolculuk olsa gerek!!

Ben de bu güzel medeniyetleri gidip yerinde görmeyi çok seven biri olarak bu yaz köklü bir medeniyet olan İran medeniyetini yakından tanıma fırsatını elde ettim. 

Bu fırsatı bize sunan bizim Üniversitemiz ve İran Konsolosluğu olduğundan dolayı  hiçbir sıkıntı ve zorlukla karşılaşmadan İran'a gelebildik. İran'a gelebilme fırsatını bir yıl devam eden ve okulumuz ile konsolosluğun ortaklaşa düzenlediği Farsça kursuna katıldığım için elde edebildim. Bu fırsatı bize sundukları için hepsine çok teşekkür ederim.

Finallerden önce gideceğimiz kesinleşmişti ve ona göre kendimizi hazırlamamız istenmişti. Temmuzun yedisinde İran yolcusuyduk. Bizde ona göre sınavlardan sonra bir muamma olan İran hakkında ufakta olsa bir okuma yaptık. Bu okuma daha yakından göreceğimiz bir medeniyetin tarihi serüvenini ve değişim ile kırılmalarını görebilmek ve bunları orada çözümleyebilmek için bir bakış açısını sağlamıştı. 

Bir ülkeden başka bir ülkeye gitmek elbette belli başlı sıkıntıları da yanında getirir. Kendi ülkende görebildiğin, yaşayabildiğin birçok güzelliği yaşayamaz ve onlardan mahrum kalabilirsin. Birçok sevdiğin kişiden uzak kalabilir ve onların özlemleriyle yanıp tutuşabilirsin. Ama unutmamak gerekir ki bütün bu özlemlerin içinde bir güzellik ve tecdid vardır. Bunlar İnsanı ayakta tutan temel dürtülerin başında geldiği de malumdur.

Biz iki grup olarak yola çıktık. Bir grup bizim Marmara İlahiyattan iken diğer grup İstanbul Fars dili ve Edebiyatı bölümünden gelen arkadaşlardan oluşmaktaydı.

Artık her yerde görmeye alışık olduğumuz kızların daha fazla olmasını burada da gördük ve yaşadık. Biz her iki grubun erkekleri sekiz kişi iken kızlar on altı kişiydiler. 

Temmuzun  yedisine Ali Köse hocamız bizim biletlerimizi almıştı ve bize gideceğimiz günün gecesinde hava alanına gitmek için araba ayarlamıştı. Biz de saat sekiz civarı okulun bahçesinde toplanıp hep beraber hava alanına doğru yol almıştık. 

Yolda herkesin aklında birbirini yiyen birçok düşünce ve soru vardı. Nasıl olacaktı?, Neyle karşılaşacaktık?.....vb. Bütün bu düşünce ve sorularla hava alanına vardık. İşlemlerimizi hallettikten sonra bekleme salonuna geçtik. Uçağımız saat 23:20 kalkması planlanmış biz de arayacağımız ve hayır dualarını alacağımız kişileri aramayı ona göre ayarlamıştık. Saatler ilerledikçe içimizi kemiren soru ve düşünceler şahlanmıştı. Ama uçağın bir buçuk saat ertelendiğini bildiren anonsu duyunca farklı bir duygu dünyasına doğru yol aldık.

Saat 00:45 uçağa bindik ve Tahrana İran'ın başkentine doğru yol almıştık.  Arkamızda birçok güzel anları ve duyguları bırakmıştık. Herkesin yüzü havalanma sevinci ve arkasında bıraktıkların özlemini ifade eden yüz ifadeleri ile doluydu. Yüzlerimiz farklı iki duyguyu aynı anda yaşamış ve yaşatmıştı.

İran'dan Selam ve Duayla...