12 Şubat 2013 Salı

Armutlu(2)

Armutlu yazımıza bira sert girdik herhalde çünkü bazılarımız armutlunun özelliklerini bilmiyor. Buraya gelmeden önce bunlardan biri de bendim.

Armutlu Müslümanların ya da dini hassasiyeti daha fazla olanların tatil yeri. Çünkü burada kadınların geneli kapalı ve çarşaflı olmakla beraber başı açık olanlar da hiç  yok değil. 

Erkeklerde geneli namazında niyazında kişiler bunu cami cemaatında rahatlı görebiliyoruz.

Şimdi diğer zikre değer anılarımızı anmaya başlayalım;

Mesela bugün Emced hoca, Halil, Nasrullah hoca, Münzir hoca ile hep beraber atvelere binip güzel bir tur attık. Ama bizi en fazla güldüren Nasrallah hocanın yanında geçen hızlı arkadaştan korkması ve frene basacağına gaza basıp çitlere dalması oldu. Hep beraber başladık gülmeye:) 

Gezi turumuzda güzel kareleri çektim ve en güzeli de hep beraber olmamız oldu. Daha önce binenimiz yoktu atevelere ama işi  güzel götürdük. Daha sonra geldik ve bizim İsar'ın hocalarıyla beraber diğer gurup gitti. Bizde o sırada iki ekmek bir simit alıp Emced hoca, Nasrullah hoca, Münzir hoca ve Sami ile beraber martılara yem vermeye gittik. Tabi simiti ben ekmeği onlar yedi. Ama Emced hocamızın çok hoşuna gitmişti ve hoşnutluğu yüzünden belli oluyordu.

Bütün bunları bir yandan yaparken bir yandan yarın Bursa gezisi için bir şeyler yapmayı planlıyorduk. Emced hocamız İbn Hacer el-Heyteminin bir eserinde Bursa'dan bahsedildiğini ve ziyaret etmek istediğini ifade ediyordu. Bende onlarla bulunmak için gitmeye karar verdim. Ama ne yazık ki, gitmeye niyetlenen diğer elemanlar vazgeçmişlerdi ve bundan dolayı tur iptal oldu. 

Tabi bütün bunların yanında Emced Hocamızın maçını da unutmamak gerekir. Emced hocamızın maçla pek arası olmamakla beraber maçı baya sevdi ki, ona her maça gidişimizi söylediğimizde bizimle gelir ve birçok kişinin pes etmesine karşın o maçı sonuna kadar götürüyordu. 

İlk gün Ahmet Sanober hocamızda gelmişti maça ilk önce ben hiç oynayamaz diye bakıyordum ona. Ama bir baktım ki baya yanılmışım bu zannımda çünkü kendisi artık maçın yıldızı oldu.

  Burada çok güzel vakit geçirdik. Allah İsar kurumunun bütün elemanlarından razu olsun makamlarını cennet eylesin(amin)  
  

      

Armutlu Tatil Köyü'nden Anektodlar 

Pazar günü İsar'ın düzenlemiş olduğu Armutlu Tatil Köyüne geldik. Tabi gelmeden önce güzel bir macera yaşadım ancak burada yolculuğumuzdan ve geçirdiğimiz güzel dakikalardan ve hocalarımızın sohbetlerinden bahsetmek istiyorum.

Saat 17:15'te Bostancı'dan Yeni kapıya oradan da Armutluya doğru yola koyulduk. Yolculuğumuz Ürdün'de de güzel anları paylaştığımız ve hala aramızda güzel bir hukuku yaşattığımız İbrahim, evimizin yakışıklısı ve artisti Ali, evimize yeni gelen Muhdi  abimiz ve hocamız, Yusuf abi ve diğer bazı arkadaşlarla başladık. 

Tabi Ali'nin geminin içinde çekirdek çıtlatmasını, bazı arkadaşların pes oynamasını ve filim izlemelerini zikretmeden geçemeyeceğim.
  
Armutluya vardıktan sonra Ubeydullah'ın nezaretinde evlere geçtik dinlenmeye başladık.  Tabi ilk işimiz yarın ders seçimleri olduğu için internet bağlantısını kurmak oldu.

Daha sonra ev arkadaşlarımızla beraber alışverişe çıktık ve zaruri malzemelerimiz aldık. Tabi patates ve yumurta bizim en zaruri malzememiz olacaktı.
Eve vardıktan sonra maymun iştahlılık yapıp direkt havuza gittik. Tabi orada yeni tanıştığımız arkadaşlarla bağımız gelişti ve güzel kareleri oluşturduk.
 Gece geç saatte eve vardık ve o gece güzelce dinlendik ve sabah namazını kıldıktan sonra tek başıma sahilde dolaşmaya gittim. 
Denizden gelen güzel bir meltem ve yeşillik kokusu beni etkiledi ve güzel hayallere dalmaya başladım.

Daha sonra eve vardım ve meşhur patates yemeğimi yapmaya koyuldum. Arkadaşlarla güzel bir kahvaltı yaptık ve daha da kaynaştık. Her bizimiz farklı Üniversitelerde, farkı zihinsel yapıdaydı. Ama aramızda güzel bir bağ, İslam bağı vardı.

Gün içerisinde maç yaptık, güzel anları paylaştık. Ama benim için en önemlisi Ürdün'de çok sevdiğim ve kendisini orada tanıdığım Emced Reşid'in olmasıydı. Kendisi Ürdün İslami İlimler Üniversitesinde hoca olup çok güzel bir üslubu var. Ayrıca Ürdün'de fıkıhta önde gelen alimleri sayın denildiğinde kendisi bana göre ilk sayılacak kişidir. Tabi mezhepte şafi olması ayrı bir güzellik.

Emced hocamız bize güzel bir sohbet yaptı ve sohbetinin bel kemiğini  alimlerin  konumları, özellikleri ve onlara hizmetin getireceği bereket üzerine oldu.

Beni en fazla alimlerin üç temel özelliği olan hikmet, amel ve tebliğ ile onlara hizmet etkiledi. Bundan böyle alimlere hizmet benim önemli bir görevim olmalıydı. Bundan dolayı onlar nerede ben orada olmalıydım. 

Bu sayede onlarla farklı etkinliklerde bulunduk ve güzel sohbetler yaptık. 
Bu gün öğle maşuk hocamızın güzel sohbetini dinledik ve güzel bir şekilde istifade ettik. Söyledikleri bizler için güzel bir hatırlatma idi.

Bu akşam ise Recep hocamızın sohbetini dinledik ve bize osmanlı ve cumhuriyet ideolojisini, kopan veya zayıflatılan alimler silsilesini, fıkıh ile sosyolojinin mezc çalışmalarını ve bunların başarısızlıklarını anlattı. 

Şimdilik bu kadar ama inş devamı gelecek. Güzellik tafsilatlarda gizli:)        

           

2 Şubat 2013 Cumartesi

KÜLTÜR

Günlük hayatımızda kullandığımız öyle kelime ve kavramlar var ki bunların arka planını hiç düşünmüyoruz, düşünmek aklımıza bile gelmiyor.

Suheyb hocamızla Cemil Meriç'in kültürden irfana adlı eserini okuduk ve değerlendirmesini yaptık. Bu değerlendirmeden birkaç notu sizinle paylaşmak istiyorum.

Kültür dilimizde Namık Kemal tarafından kullanılan "Hars" ile ifade edilmişti. Dönemin yazarlarınca ilk önce garipsense de daha sonra kabul görülmüş ve kullanılmıştır.

Ancak bu kelimenin arka planında şöyle bir anlayış yatmaktadır: "Hars" toprağı ekmek, geliştirmek manasına gelmekte.
Yani insanlar ilk ortaya çıktığı dönemlerde hep hayvancılıkla uğraşmışlar, daha sonra insanalar tarımı keşfettiler ve yerleşik hayata geçtiler.

Yerleşik hayata geçtikten sonra her şeyi kendileri üretti ve geliştirdi. Yerleşik hayat beraberliği, beraberlik iş bölümünü, iş bölümü devleti zorunlu kıldı.

Bununla beraber devlet söylemler geliştirdi, söylemler kurumları ve bunlarla beraber örf-adet ve dinler gelişti. 

Yani her şey insanın bir ürünüdür. Din de insanın ortaya koyduğu  ve zaman içinde geliştirdiği bir kurumdur. İnsan aklı her şeye yeter ve tanrıya ihtiyacı yoktur demektir.

Daha sonra yüksek kültür ve popüler kültür ayrımını yaptık. Yüksek kültür daha elit tabakaya hitap eden herkesin elde edemeyeceği makam, davranış ve düşünceyi ifade eder. Buna sanat müziğini dinlemeyi örnek olarak verebiliriz.

Popüler kültür ise, halkın çoğunluğuna hitap eden ve üst kültüre göre daha aşağı bir kültürü ifade etmektedir.

Popülerin kelime manası zaten geneldir.

Ancak şöyle bir tehlike vardır: Popüler kültür günümüzde kapitalizmin etkisi ve desteğiyle üst kültüre ait özellikleri popüler kültüre indirgemekte ve bir meta olarak kullanmaktadır.

Buna örnek olarak mağazalarda Beethoven müziğinin dinletilmesi ve daha fazla alışveriş yapılmasını sağlanmasıdır. Yani üst kültürün dinlediği müzik burada kapitalizmin bir metası olmuştur. Dinleyenlerin çoğu da bunun farkında değiller. 

Ancak günlük dilde kullandığımız kültür kelimesinin böyle bir arka planı yoktur. Bu arka planı genellikle akademik dilde görüyoruz. Bizlerde akademik dilde buna dikkat etmeli ve bunun yerine  İbn Haldun'un "Umran" kelimesini kullanmalıyız. 

selam ve duayla