28 Ekim 2012 Pazar

   Düşünmek ve İnanmak

Düşünmek ile inanmak arasında büyük bir fark vardır. Arapçada الرأي ve العقيدة olarak tanımlanmaktadır. Peki nedir bu büyük fark:

Bir şey hakkında düşünmek düşünülen şeyi bilgi dağarcığına koymak demektir. Oysa bir şeye inanmak; onun kanında dolaştığını, oradan kemiklerine geçtiğini ve aklınla kalbinin bir parçası olduğunu hissetmen demektir.   

Görüş sahibi bir kişi, görüşünü ifade ettiği zaman zihninde doğru olduğunu sansa da vakıada yanlış olabilir. Bugünün gerçekleri onu doğrulayabilir ama yarının gerçekleri tarafından da daima yanlışlanma ihtimali vardır.

Oysa bir şeye inanmak, bütün şüphelerden uzak olduğuna, bugüne ve yarına göre değişmeyi kabul etmediğine ve her zaman hak olduğuna inanmaktır. 

Görüş delilleri bilen ve bu işlerle iştigal eden kişiler için geçerliyken, inanç her kesim için geçerlidir. Zenginle fakiri ayırt etmez. 

Görüş sahibi kişi görüşünün doğru olmadığını görse, onun içinden bir parça gitmiş hissine kapılmaz ve menfaati nerede varsa görüşünü ona göre şekillendirir. 

Oysa inanç;  sahibine en zor durumda bile "Ahad ahad", "güneşi sağ elime ayı sol elime koysanız bile bu davamdan vazgeçmem" dedirtme kuvvetini verendir.

Görüş akılda kopan fırtınalar sonrasında akılda yeşeren bir ağaç iken, inanç ayetler ışığında dikkat çekilen noktaların müşahadesiyle kalpte yeşeren bir ağaçtır.

Görüşler inançları desteklemediği sürece, doğru olsa da, karanlıkları aydınlatsa da ve faydalı olsa da hiçbir değeri yoktur. 

Görüş cansız bir bedendir, inanç ise, bu bedene üfürülen ruhtur. Görüş kapkaranlık bir mağaradır,inanç ise, onu aydınlatan ışınlardır.     
Görüş sahibi kişi; zalime ve kuvvetliye boyun eğer. çünkü zalimin görüşünü de kendi görüşü gibi görür.         

Oysa inanç sahibi kimse; ne zalime ne de kuvvetliye boyun eğer. Doğru olarak inandığı uğruna kellesini verir ama geri dönmez inancından.

Görüş uğruna savaşılmaz ama inanç uğruna kanının son damlasına kadar savaşılmış ve savaşılır. 

Görüş delilleriyle beraber bir donukluğu ifade ettiği gibi hep sorun olup çıkar karşımıza.
Oysa inanç bir iç huzuru sağladığı gibi hayatta zorlayıcı değil, kolaylığı sağlayıcı bir rol oynamaktadır.  

selam ve duayla.........

14 Ekim 2012 Pazar

Pratik Hayatta Başarıya Ulaşmanın On Altın Kuralı

Okuduğumuz bir Arapça metninde bize bir kişinin pratik hayatta başarıya ulaşabilmesinin on altın kuralından bahsediyordu. Metin Ali Ahmet Ali adında bir kişiye ait olup mecelletülarabiyye adlı derginin 14. sayısında yayınlanmıştı. 

Kurallara geçmeden önce Mustafa Genç hocanın kişisel gelişim kitaplarının ego kitapları olduğunu ve insanın sadece kendisini görmesine diğer kişilerin ise birer basit kişiler miş gibi görünmesine neden olduğunu hatırladım. 

1- Kendini anlamaya çalış: İnsanoğlu kendi hakkında bilgilerini arttırma ve geliştirme kabiliyetine sahip bir varlıktır. Bunun yolu da insanın zayıf ve kuvvetli noktalarını tespit etmekten geçer. Böylece zayıfı kuvvetlendirme ve kuvvetlinin de kuvvetini arttırma yoluna gider. Tabi bu noktalar da insanın günlük hayatta karşılaştığı sorun ve çeşitlerine dayanarak tespit edilir.

2- Kendini düzenli düşünmeye alıştır: Düşünme, insanın değişen farklı hayat sahneleri karşısında donandığı en önemli silahtır. İnsan düzenli düşünme sayesinde olayların arka planını görebilir ve yerinde çözümler üretebilir.

3-Pratik hayatı iyimser ve güler yüzle karşıla: Kişi bu sayede hayata güler yüzle bakmayı ve hayatı dertler yığını olarak görmekten kurtulur. Mustafa hocamız şöyle demişti: "Büyük dertler içerisinde küçük şeylere yönelerek mutlu olabilmek gerekir." bizde hayatın ufak ama güzel noktalarına bakıp mutlu olabilmeliyiz.

4-İnsanların mutluluklarını ve hüzünlerini paylaş: İnsanlarla bir olmak insanın tabiatı gereğidir. bu tabiatın bir gereği olarak da onların iyi ve kötü günlerinde yanlarında olmak ve böylece hayatın manasını bulabilmektir.

5-Gururlu ve kibirli olma.: insan birkaç bir şey yapıp başardıktan sonra kendisini her şeyin üstünde görmeye başlar. kendini o kadar mükemmel zanneder ki yapılan bütün uyarı ve nasihatları boş sözlermiş gibi addeder. böyle olmamak dileğiyle.....  

6- Başarısızlıktan dolayı ümitsizliğe kapılma ve başarısızlığı başarıya giden yol bil!!  Hayat dikenlerle çevrili bir yoldur. bunlara basmadan başarıya ulaşamazsın. Ama asıl olan bu başarısızlıkları araştırıp bir daha aynı hataya düşmemeye çalışmaktır.        

7-Pratik hayata atıldığın günü uzun ve yorucu bir eğitim maratonunun başı olarak addet...: Okulda dört duvar arasında verilen ve belli kitaplar üzerinden sunulan hayatla dışardaki hayat tamamen birbirinden farklıdır.  içerdeki hayat nasılki fazla kitap okumakla sağlanıyorsa dışardaki ise, farklı tecrübelerle sağlanır...ikisini birleştirebilmek umuduyla.....

8-sözün az ve öz olsun!! Güzel söz insan üzerinde sihir etkisini bırakan sözdür. insan ne uzatıp bıktırmalı ne de ağzı bıçak açmayan bir kişi olmalı. gerektiği yerde gerektiği kadar konuşabilmeli....

9-Yaptığın yer işin karşılığını direkt bekleme: Bazıların yaptığı gibi karşılığı hazır olmayan işi yapmamayı adet edinme. Yaptığın işim karşılığında hiç kimseden bir teşekkür beklentisine bile girme....Asıl teşekkür teşekkürü beklemeyene yapılır...

10- İnsanların farklı olduğunun farkında ol!! Hiç bir zaman iki insan tümüyle birbirine benzemez. insanların kişisel farklılıklarını göz önüne almadan onlarla iletişim kurmaya çalışan bir çok kişi bu dikkatsizliklerinden dolayı yanlış iletişim kurmakta ve onları kaybedebilmektedir. Bundan dolayı iletişim kurmadan karşındakini tanımalısın.....