13 Ağustos 2012 Pazartesi


BİZE BÖYLE  ÖĞRETMİŞLERDİ…..

Evet… Eskiden Müslümanların düşmanı kimdi belliydi….Müslümanlar birlik oldu mu onları rahatça tabi Allah’ın yardımıyla yenebiliyorlardı… ya şimdi….Müslümanın kim olduğu bilinmediği gibi onun düşmanı da artık bilinmiyor… artık batı batı diyemiyoruz…. Evet belki kaynak batı olabilir… ama Müslümanları batıdan daha fazla ezen Müslüman ve Asyalı var….Şu günlerde Müslümanın gündeminden düşmeyen kanayan yaralara, biri daha eklendi…Arakan ve Burma… Buralarda kimler mi Müslümanı katlediyor dersiniz… Tabi ki herkesin malumunca olan Hindular… peki madem bu kadar cani olan kimseler neden okulda bize sessizlik, yoga, Nirvana  safsatalarıyla bize dünyadan el etek çekmiş, bir inek kesildi mi dünyayı ayağa kaldırmaya çalışan kimseler olarak öğretildi…. Yoksa şimdiye kadar böyle değiller miydi de yeni mi bozuldular… Cansız varlığa bile çok fazla önem vermesi gerektiğini öğreten dinlerinden mi döndüler…… yoksa bu da mı batının bir oyunu!!…. ya da onlarda mı Müslümanların terörist olduğunun öğrendi…. Peki ama kimden Müslümanlardan mı yoksa batıdan mı? Evet.. okulda İsmail hocamız anlatırdı…onların dinini ve değerlerini….güzeldi…ama tatbikatta anlaşılan öyle değil imiş….Onlarda artık Müslümanları katleden gurubun içinde… peki Müslümanların tavrı ne oldu….Her zaman ki gibi güçsüz olduğumuz için sadece kınamak ve birkaç yardım kolisini göndermekle kaldı…Hep Müslüman birliği diyoruz… Peki bunu içten mi söylüyoruz yoksa ağız alışkanlığı mı oldu? Müslümanların bir olması bu illa tek devlet çatısı altında birleşmek mi yoksa ağız birliği mi? Evet.. İsmail hocam!! bize Hinduizmi bu şekilde anlatmadınız… bize hep önemli değerlerini ve bizim tasavvufun bazı hareket ve ilkelerini hatta Hz. İbrahim’in de bir brahman olarak güneye doğru gelmiş olabileceğini söylemiştiniz…. Ama ne yazık ki şimdi o ilkeleri ve değerleri göremiyoruz… Aslında bu da garipsenecek bir şey değil… Müslümanlık adı altında da onlardan geri kalmayan guruplar var…..Eee insanın olduğu her yerde kan olacak ve olmaya devam edecektir…. Bunu en aza indirmek dileğiyle…
 Ürdün'de Son Günler
 ürdün'de son günlerimizi geçiriyoruz.... hocamız fadi herkesin son güne bir şiir yazmasını ve okumasını bizden istemişti... tabi bende herzamanki gibi son dakikaya bıraktım... yaptığımız araştırma ödevlerini sunduk... daha sonra başka bir arkadaşımız sunurken hocamızın bu ödevi aklıma geldi... bende hemen o dakikalarda bieşeyler yazmak istedim.... etrafıma baktım aslında çok güzel bir konu var dedim....herkesi meşhur olduğu vasıfla yazayım dedim...ve orada bu beyitleri karaladım....... oldu mu olmadı mı bilemiyorum ama anlaşılan herkesin baya hoşuna gitmiş.....birde bu galiba bizim sınıfın bir hatırası olarak kalacak......
  Ürdün'den selamlar





  ها أنا  ذا  أمامك                  جزء من كائنات ربك
   وها هي كعبة لقبلتك              مركز لحياتك
   وها هو رسول ربك              قدوة لسعادتيك 
   وها هو مبادء كتابك              دستور لحياتك
   وها هو منهج علمائك             تحديد لأفكارك
   وها هو معيشة صوفيك          كشف لباطنك
   وها هو أستاذ لك                  مكسب لحرمتك و حبك
   وها هي مستعانة أستاذك         بنت الوحيد في صفك
   وها هو ايمام صفك               مروان مريد في حيك
   وها هو أقرب جارك             صوفي في صفك
   وها هو حمير صفك             خصيم أستاذك 
   وها هو وسيم صفك             مشهور بين بنات معهدك
   وها هو معتزل عن صفك       مشهور بطبخ طعامك  

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Ürdün'de ilahiyat.....

Ürdün şeriat fakültesi dünyada bulunan özellikle de arap aleminde bulunan ilahiyatlar arasında önemli bir yere sahiptir. bu fakülte 1964 yılında ürdünün dördüncü fakültesi olarak kuruldu. buradaki şeriat fakültesi türkiyenin ilahiyat fakültelerinden şöyle ayrı bir yönü var: fakülte akid, usul ve fıkıh birde mesarif olmak üzere üç kısma ayrılır. öğrenci liseyi bitirdikten sonra ortalamasına göre ilahiyatı tercih edebiliyor. tabi burada ihtisaslaşma ilk seneden başladığından dolayı bölümünü iyi seçmelidir. ilahiyatın geneli türkiyede de olduğu gibi kızlar oluşuyor. bu kızlar hepsi mezun olduktan sonra ne yaparlar, kadülküdat olmaya kadar giderler mi bilemem. ama anlaşılan o ki, onuda yapmaya kararlılar. şeriat fakültesi öyle revaçta olan bir bölüm değil burada ama hocaları kaliteli... hocalarla yaptığımız görüşmeler sonucunda  Ürdün ilahiyatın Ezheri bile geçtiği ve dünyada önemli bir yeri olduğu kanısına vardık. Türkiye'yle kıyasladığımızda ise, Türkiyede ilmi çalışmaların daha dinç olduğu kanımız hocalar tarafından da desteklendi.... ilahiyatta bizim bütün üniversitelerdeki zorunlu dersler gibi dersler var... örneğin; vatandaşlık, Ürdün tarihi ve Filistin tarihi..... tabi bir arkadaşımız Türkiye'deki ilahiyatı ve buradaki ilahiyatı misyon, vizyon ve dersleri esas alarak güzel bir çalışmada bulundu... ayrıca öğrencilerle yaptığı görüşmeler ve anket sonucunda Türkiye'deki öğrencilerin fakültelerinden çok şikayetçi buradakilerin ise memnun olduğu sonucuna vardı.... Tabi birde üniversitenin misyon  farkına da dikkat çekti... bizimkisi biraz maddi esaslı olurken onların galiba manevi ve hayır amaçlı olduğu kanısına vardı...........
Allah bütün fakültelerden yararlanmayı hepimize nasip eylesin...........             

7 Ağustos 2012 Salı

Ve Son Ondayız....

Ramazanın son günlerini idrak ediyoruz şimdi.... kiminiz gafil kimimiz farkında, 
Efendimizin ramazandaki halini düşünüyoruz şimdi.....  kimimiz sadece düşüyor kimimiz yaşıyor,
Allah'ın kadrine dikkat çektiği günü düşünüyoruz şimdi...  kimimiz dua ediyor idraki için kimimiz sadece       
                                                                                                                                                      bekliyor,
Sahabenin bu günlere düşkünlüklerini düşünüyoruz şimdi... kimimizin gözleri ağlamaktan şişerken kimimizin                                                             
                                                                                                                                                     uykudan, 
Tabiinin ihlaslı, samimi ve bilinçli  taklidini düşünüyoruz şimdi... kimimizin gözleri kapalı kimimizin çok açık..
Alimlerin ilim ve amel vurgularını düşünüyoruz şimdi....kimimiz faydasız ilmin peşinde kimimiz ilimsiz amelin...
Avamın ve koca karı imanını düşünüyoruz şimdi.... kimimiz koca karı oluncaya kadar iman etmiyor kimimiz  
                                                                                                               sadece koca karılıktan çıkmıyor....
    Evet....daha dün başladık gibi geliyor insana... nasıl geçti?  nerede geçti? diye düşünüyor insan.... dediler ya başında "sayılı günler gelip geçer"  evet gerçekten de sayılı günler geldi ve elimizin altından  geçiyor..... sonunda düşünüp  ah! demektense her gece 1 saati zikre versek...  günümüzün çok cüz'i bir kısmına ayırsak nimetiyle var olup yaşadığımız Allah'a.... çıksak şöyle yüksek bir tepeye veya dama....kılsak ilk önce iki rekatlık gözümüzün nuru namazı... sonra bilinçli başlasak Allah'ı yüceltmeye nebisine salat ve selam getirmeye....şunu bütün açıklığıyla söyleyeyim 2 veya 3 gün sonraki  siz ile 3 gün önceki siz bir olmayacaksınız..... belki de hayatınızın dönüm noktası olabilir veya hayat ilkelerinizi değiştirmeye başlayabilirsiniz..... 
Allah hepimize son on günü Efendimizin geçirdiği gibi geçirmeyi, geçiremeyenin onun gibi düşünmeyi nasip eylesin...... Allah'ım bizi ramazanın değerini bilen muttaki kullarından eyle!(amin)           

4 Ağustos 2012 Cumartesi


Ürdün’de Öss Sonuçları

Yeryüzünde öyle milletler var ki; eğitim onların bir cüz’ü değil tamamıdır. Bazılarında ise, bunun tam aksini görmekteyiz. Tabi eğitimi insanların ayrılmaz bir parçası kılan farklı etmenler vardır…  Kimisi eğitimini dinine bağlarken kimisi de tamamen dünyalık bazı hedefler veya başkalarının gözünde kinlerini gerçekleştirmek için önem verir… Günümüzde İslam alemine kan kusturabilmelerin en büyük sebebi bence dinlerinin “oku!” emrini sadece okumalarıdır. İşte Müslümanların yaşadığı ülkelerden birinde Ürdün’de “tevcihi” dedikleri liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girmeye hak kazananların ihtifallerini acı acı birazda sinirli ve kızgın bir şekilde seyrettik… Aslında olaya salt olarak baktığımızda Müslüman dediğimiz bir halkın genç nesli yarınları için bir adım daha attığına şahid oluyoruz… Peki gerçekten olay bu kadar masumane mi? Bence değil!! Saat 08:30’ta eğitim bakanlığınca sonuçlar açıklandı… Tabi biz ilk önce arabaların korna sesini ve hemen yanı başımızdaki çatıdan gelen silah seslerini te’vil etmeye başladıkJ kimisi esad düştü suriye kurtuldu dedi, kimisi ise düğün var dedi… Tâki komşulara soruncaya kadar anlayamadık sebebini… ve sonunda o acayip cevabı aldık.. Öss sonuçları açıklanmış!! Öss diyorum çünkü ben bu sistemde üniversiteye girdim ve benim için geçerli olan bu..!! işi öğrendikten sonra her akşam farklı bir camide teravih kılma kaidemiz gereği şehrin merkezindeki “Hüseyin camisine”  gitmek için evden çıktık. Anlaşılan o ki bizim mahalle baya sakinmiş!! Herkes ailesiyle binmiş arabalara ve kız erkek fark etmez hepsi camlardan fırlamış bağırıyor!!!  Kimisi bağırırken kimisi de almış ses dinamitlerini arabaların altına atıyor… bizlerde kalabalıklar içindeki iki yalnız gibi devam ettik yolumuza ama ne yazık ki araba bulup maksadımıza eremedik….  Yarım saat bekleme ve yürüyüşten sonra en yakın camide kıldık namazımızı…  imam bile efendim bugün herkesin malumu namaz arasında sohbet yapmayacağız demez mi?…. şaşkınlığımız kat kat arttı!!  demek istediğim şu ki; neden hem üniversite girişinde hem de mezun oluşunda trafiği felç edecek kadar yapılan törenlerin semeresini Ürdün halkı göremiyor.. neden ekonomisi tamamen dışarıya bağlı, neden dünya çapında ilmi bir değerleri yok?!!! Neden kimse bu mutlu gününde bir şükür secdesine gitmeyi düşünmüyor?  Dedim ya “oku!” emrini sadece okuyoruz….
 OKU! emrini Okuyup yaşayanlardan olma dileğiyle…..         

3 Ağustos 2012 Cuma

ÜRDÜN'DE KÜLTÜR İLE DİN ARASINDA KALAN HİCAP

Arap ülkesinden bahsedildi mi herkes islam şeriatının tatbik edildiği, bütün erkeklerin cilbab kadınların ise çarçaf giydiği bir ülke sureti insanların özelliklede arap ülkelerinden bi haber yaşayan kişilerin zihninde uyanır... başka arap ülkelerini bilemem ama ürdün hakkında şunu söyleyebilirim ki; yazının da başlığından anlaşıldığı üzere örtünmenin islamın emrinden çıkıp bir kültür işine döndüğü aşikardır...... Ürdünde konusu kadınların giyimi olan bir arkadaşımızla birlikte toplumun farklı kesimleriyle yapılan röportajlardan zannımca şu sonuç ortaya çıktı: ürdün halkı ilk dönemlerde dinine bağlı ve giyimi de dinin emri olarak telakki eden bir halktı... daha sonra  ingilterenin sömürüsünde kaldığı için ve yanı başındaki diğer arap ülkelerinde yaşanan sıkıntılardan dolayı ülkesini terk ederek veya zorla çıkartılarak ürdüne gelen filistin, ırak ve şimdilerdeki suriyeli mültecilerden dolayı hem ekonomik hem de kültürel değişimlere maruz kalmıştır.... şu da bir gerçek ki; değişimden en fazla etkilenen kadınlar olmuştur...kadınları giyimlerini esas alarak dört ayrı kategoriye ayırabiliriz: birincisi niçin örtündüğünü bilen ve vucut hatları belli olmayacak şekilde giyinen kesim ama ne yazık ki bunlar da belli bölgelere sıkışmış kalmışlar. ikinci kesim; modernite ile din arasında gidip gelenler.. bunlar hicabın dinin emri olduğunun farkında ama önemli olan örtünmektir diyen kesim... üçüncü kesim ise çevre baskısından dolayı giyinen fırsatını buldu mu açılmakta hiçbir beis görmeyen ve örtünmeyi sadece bir arap kültürü olarak telakki eden kesim....dördüncüsü ise; Türkiyeninde çoğunluğunu oluşturan müslüman ve başı açık kesim....  ürdünlülerin çoğu ise ikinci kesimden.. bunlar başı  değişik bir tarzda kapalı, altında dar pantolon ve üstte de bir badi giyen kesim....islamda giyim sıfatları kendilerine sorulduğu zaman doğru bir şekilde cevap veren ama tatbikattan uzak olan bir kesim........ tabi incelendiği zaman çok daha fazla ayrıntıları da var bu konunun.......
selam ve duayla.......
    

 

2 Ağustos 2012 Perşembe

ÜRDÜN'de Taksiciler......

Ürdün'e yeni gelenlerin dikkat etmeleri gereken en önemli konulardan biri de taksicilerdir....bilindiği gibi taksiciler bütün ülkelerde dolandırıcılar ve üzerine soru işareti konulan kesimlerdendirler.... ürdün sisteminde iki tür hatta üç tür taksiçi modeli var.. birincisi genelin yani avamın kullanmış olduğu sarı taksiler... bunlar en fazla yaygın olan ve taksimetreyi 25 kuruştan açan kesimdir... ikincisi ise, beyaz renkli olup genellikle özel adamların veya kendini özel sayan kişilerin kullandığı ve 30 kuruştan taksimetreyi açan kesim... tabi farklılık sadece taksimetreyi açış miktarında değildir.....km başı miktarlarda da değişim göstermektedir....  içüncü kesim ise ufak dolmuş şeklinde olup kaçak iş yapan kesimdir..... aman bunlara dikkat demiyorum.. aman hepsine dikkat diyorum.... üçüncü guruba bineceksen ilk önce kaç dinar istediğini soracaksın ondan sonra bineceksin...... diğer iki guruba ise biner binmez iftehil addade diyeceksin tabi kendisi açmasa.... şayet acele davranırsan bizim başımıza geldiği gibi indirilebilirsin gururlular tarafından...... ayrıca geceleyin saat 22:00 dan sonra gece tarifesi girer  devreye bütün arabalarda.... ona da dikkat etmelisin:) ayrıca ürdün sisteminde şayet arabada bir kişi varsa ondan izin almadan ikinci bir kişiyi alamaz taksici aldın mı bir de polis gördü mü basar cezayı.....  burada herşeyin fiyatı baya yüksek türkiyeyle aralarında öyle bariz farklar yok sadece arabada bu farkı görebiliyoruz....eeee bizde bulmuşuz burda ucuz arabayı, iettnin derdini çekmeden direkmen atlıyoruz arabaya.... tabi sen öyle istediğin her arabaya binemiyorsun.... ilk önce gideceğin yeri taksiciye söylemen gerekiyor şayet hoşuna giderse alır..... tabi ilk üç deneme efendim uzak gidemem!! efendim ezme var gidemem!! efendim hava sıcak gidemem!! türü cevaplarla karşılaşıyorsun ve alınmıyorsun......haa birde sen şayet bir bayanın önünde isen ve sen ilk önce taksiciye durması için işaret etmişsen bu onun için herhangi birşey ifade etmez ve senin değil bayanın yanında durur... eee işte pozitif ayrımcılık dedikleri bu olsa gerek!!!                                                                                                          

1 Ağustos 2012 Çarşamba


Ürdün'de Ramazan ….(3)
 Ürdün 1916’da bizim “Şerif Hüseyin isyanı” dediğimiz onların ise “sevretül arabiyyetil kübra” dedikleri Arap isyanından sonra şerif Hüseyinin üç oğlundan melik Abdullah evvel tarafından kurulmuş bir ülke…. burada oruçta bütün dükkanlar, lokantalar, mollar sabahleyin kapalı hatta resmi mekanlar bile saat 10 da mesaiye başlayıp  saat 15 te bitiyor mesailerini… ikindiden sonra lokantalar açılmaya başlıyor ve neredeyse lokantalarda iftarda oturacak yer bulamıyorsun… walla şu bir gerçek ki Araplar yemesini biliyorlar ancak onlar için tat o kadar önemli değil önemli olan mideyi şişirmektir…. Ayrıca buranın filistin asıllı bir de mensafi var….. nasıl mı dersiniz….?   Walla bende yemeği seven bir kişi olarak diyorum …tadı harikaJ nasıl mı yeniliyor sizce…? Tabiki elle….. ama bu normal elle değil adam alıyor bir parça şirak dedikleri bizim ise lavaş dediğimiz ekmeği ondan sonra pilava -zaten üzerine süt karışımı bir şeyler döktükleri için ıslak- şakk!! Diye vuruyor ondan sonra başlıyor yemeğe…. İlk üç-dört lokması böyle ama ekmek bittikten sonra elini böyle ballandıra ballandıra batırıyor ve avucunun içini dolduruyor ondan sonra çiğköfte gibi başlıyor elinin içinde döndürmeye!! Ama nasıl manzara elleri ıslak ve böyle yağ akıyor ellerindenJ afiyet olsun!!! Daha beterini de söyleyeyim mi……? birde birbirlerine o ellerle ikram ediyorlarJ bana vermeye kalkıştı walla öyle bir baktım ki bir daha deneyemediJ tabi bende bir deneyeyim dedim ama tek kelimeyle hüsrana uğradımJ ama bizim bir türk arkadaş başladı onlar gibi yemeğe ve baktım ki bizim arapları da geçmiş zar zor durdurduk:)…  bunlar örf ve adet bir şey demiyorum…… tabi bu adette erkeklerin adetleri kadınlar elle değil kaşıkla yiyorlarJ  way bizim erkeklerin başına gelenlereJ  ayrıca burda lezzet İstanbul diye bir lokanta var inanın yemekleri türkiyedekine on çeker…..hele birde pidesi yok mu…. Ellerinize dikkat etmenizi tavsiye ederim…. J biz ise 6 bekar genç ikişer ikişer guruplar şeklinde sahur ve iftarımızı yapmaya çalışıyoruz…. Tabi bazen kıral sofrası gibi güzel yemekler olurken( o da arda tadını denk getirebilirsekJ) bazen de ramazanın gerçek espirisine şahid oluyoruz…. Ama şunu da itiraf etmeliyim Annemin yemeklerini ÖZLEDİM…….
   Selam ve duayla kalın…….......