4 Eylül 2012 Salı

                                         İmrülkays'ın Aşkı

Meşhur arap şairi aşk ateşiyle yanarak dudakları kurumuş sussuz bir halde arap ülkesinde zahmetli bir yolculuktan sonra nihayet Tebük'e geldi ve başladı orada kerpiç ameleliğine. 
 imrülkays'ın gelerek kerpiç ameleliğine başladığı haberi padişaha ulaştığında, padişah geceleyin kalkarak gece vakti onun yanına gitti.    
  "Ey güzel yüzlü, tatlı sözlü, sen zamanın yusufusun her ülkedeki, her şehirdeki bütün güzellikler sana ram oldu. Erler kılıcın yüzünden sana kul oldu, kadınlar aya benzeyen bu güzel yüzünden dolayı sana köle oldu. Buyur,,sarayımıza gel, bizi şereflendir, kendine bu eziyeti reva görme" dedi. 
imrülkays bunun üzerine padişahın kulağına eğilerek aşka dair birkaç sır söyledi. padişahın aklı başından gitti. 
 Tebük padişahı da  onun elinden tutu, onunla dost oldu, tahtan ve taçtan vazgeçerek; onunla birlikte uzak ülkelerin yolunu tutu.

    Aşk büyüklere baldır, çocuklara süt. o her gemiye yüklenen ve geminin ağırlığından fazla olduğu için batmasına sebep olan son yüktür. (mesnevi)

Sevgi, nefret, buğuz, kin gibi bütün bu hasletler kalbidir. Bunlar hakkında bir helallik ve haramlık hükmünü veremeyiz. Amma unutulmaması gerekir ki; İslam bu insanın elinden olmayan hasletleri sınırlandırmasını ve kime yönelik olmasını bize bildirmiştir.

 Evet.. günümüzde bu kelimeler mecali olmayan yerlerde kullanıla kullanıla mecali olan yerde kullanılmaz oldu. sevgi denildi mi hemen karşı cinse olan sevgi akla gelir oldu. aşk denildi hakeza. nefret için de aynı şey geçerli, sadece nefsin hoşuna gitmeyen şeyler için kullanılır oldu. dini onu hoş görmüyor diye hoş görmeyen kaç kişi var aramızda!!  ya da hep ilahi aşk diyoruz... bunu gerçekten yaşıyor muyuz peki. hani derler ya "iki sevgi bir kalpte bulunamazmış" diye... biz ne yaptık bu kalbe!!  niye vaz' edildiği yerde kullanmıyoruz... 
Allah hepimize hakkıyla onu ve onun dinine bağlı herkesi sevmeyi kararmış olan kalbimize yerleştirmeyi nasip eylesin. (Amin)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder