ŞARKİYATÇILIK
Edward Said'in "Şarkiyatçılık" adlı okuduğumuz ve süheyb abimizle yaptığımız muhabbet sonucunda olgunlaşma yolunda ilerleyen meyvelerin kokusunu sizlerle paylaşmak istedim.
İlk sorumuz şark nedir? ve neden bu kavram ortaya atılmıştır?
Said şarktan bahsederken bunun sadece bir bölge olmadığını aslında mekan, kültür ve din(İslam) söylemleri çerçevesinde oluşturulmuş bir söylemdir.
Dikkat edilirse "söylem" diyorum. Çünkü bu kavram batının hayalleri üzerine kurulmuş/kurgulanmış bir söylemdir.
Şarkiyatçılık kavramı sadece bir edebi kavram değil, bilakis bir akademik kavram yani bir nesnelliği yani bir iddiası olan bir kavramdır.
Said bu kavramın aslında bilimsel olmadığını bunun bilgi tarafından bilginin de iktidar yaratmasından sonra ortaya atılmış bir kavramdır.
"Şark" bir boş gösterendir. Çünkü isteyen istediğini ona dayandırabiliyor. Bundan dolayı nerede başladığı ve nerede bittiği belli olmayan bir kavramdır.
Said bu kavramın sömürgecilikle başladığını ve sömürülerini meşrulaştırma girişimleri sonucu batının kurguladığı ve egemen güç tarafından oluşturulduğunu dile getirdikten sonra Müslüman entellektüellerin batı bakış açısıyla kendilerine bakmaya başladıklarını ifade etmektedir.
"Şark" Müslümanlar tarafından Şarkiyatlaştırıldı. Nitekim ilk söylendiğinde bir Şark tasviri olarak söylenmedi. Yani şarka gidip oradaki durum yerinde incelendikten sonra ortaya atılmadı. Bilakis kendi zihinlerinde tasarladıkları şarkı ifade ettiler. Ve bazı aklı evveller bunu nass gibi kabul edip dillendirdiler.
Aslında Batı'nın buradaki amacı kendine bir "öteki" bulma amacıdır. Çünkü kişi kendini öteki üzerinden açıklar. Sosyolojide öteki illa düşman olası gerekmiyor. Ama çoğunlukla düşman oluyor. Nitekim Müslümanın ötekisi onun "Nefsi/Hevası"dır.
Peki neydi bu Batı'nın zihindeki Şark profili?
Batı Şark'ı daima bir patolojik, cinselleştirilmiş, mistik, egzotik, olarak algılarken, Kendini bunların mukabili olan normlar, aşina, rasyonelliği ifade ediyor.
Şark; kadının, istisnanın(ohal), keyfiliğin, kaosun, despotizmin yeri olarak açıklanır ve tasvir edilirken, bunun mukabili olan Batı; erkeğin, yasanın, gayr-i keyfiliğin, demokrasinin beşiği olarak temsil ediliyor.
Şark; barbarlığın, bastırılmış duyguların(haremin), fantezinin yeri olarak anlatılırken, Garb; medeniyetin, özgürlüğün ve gerçeklerin yeri olarak anlatıldı.
Bunun devamı olmakla beraber şimdilik burada bırakıyoruz.
selam ve duayla.........
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder